Medyum Ali Değermenci                    ANA SAYFA BÜYÜ CİNLER NAZAR VEFKLER  ÇALIŞMALARIM İRTİBAT medyum ali degermenci medyum ali değermenci
SESİNİZİ   DUYURMAK   DERDİNİZİ     ANLATMAK    YAŞADIKLARINIZI    PAYLAŞMAK    SORUNLARINIZA    ÇÖZÜM    BULMAK   İSTİYORSANIZ     ÜNLÜ    MEDYUM    ALİ    DEĞERMENCİ'Yİ    ARAYIN     0312 424 11 80 .... 0535 230 87 80
  ANA SAYFA
  ÖZGEÇMİŞİM
  BÜYÜ
  VEFK NEDİR ?
  CİNLER
  NAZAR
  ŞİFALI BİTKİLER
  RÜYA
  MEDYUM NEDİR ?
  MUSKA NEDİR ?
  DİNİ BİLGİLER
  KÖŞE YAZILARIM
  BASINDAN
  ÇALIŞMALARIM
  İRTİBAT
namaz sol alt

KÖŞE YAZILARIM

FATİH   SULTAN   MEHMED

                Demokrasi ile idare edilen ülkelerde, hükümet veya devlet başkanı olacak kişilerde bir takım vasıflar aranır. Krallıkla yönetilen memleketlerde ise, kral olacak kişiler, daha veliahd iken özel olarak yetiştirilir. Herkesçe bilindiği üzere, dünyanın gelmiş-geçmiş en büyük ve en kudretli devleti olan Osmanlı Cihan İmparatorluğu’nda da, devletin başına geçecek olan kişiler, daha şehzadeliklerinden itibaren akli ve nakli ilimler, yöneticilik, siyaset, harb, taktik ve strateji gibi dallarda çok özel surette yetiştirildi.

                Herkesin kabul ettiği gibi, İstanbul’u feth edip Doğu Bizans İmparatorluğu’nu yıkan ve bir çağı kapatıp yeni bir çağ açan, Osmanlı Devleti’nin de Cihan İmparatorluğu olmasını sağlayan Fatih Sultan Mehmed Han da hususi bir eğitim görmüş, bu eğitimin kendisine verdiği güvenle, daha 19 yaşında ikenİstanbul’u fethetmeyi kafasına koymuş ve bu emelini 21 yaşında gerçekleştirmiştir. Şüphesiz ki maksat ve gayesi, sevgili Peygamberimiz’in müjdesine layık olmaktır. Zira şanlı Peygamberimiz;  “ Konstantiniyye (İstanbul) elbette feth olunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, asker(ordu) de ne güzel askerdir ”  buyurmuştur.

                Sultan II. Murad Han’ın oğlu ve 7. Osmanlı Padişahı olan Fatih Sultan Mehmed’in, daha şehzade iken, yani henüz küçük yaşta iken, tahsiline ve yetişmesine çok ehemmiyet verilmiştir. Devrin en mümtaz alimlerinden ilim öğrenmiştir. Kısa bir makale çerçevesinde hocalarını uzun uzun anlatmak mümkün değilse de, hülasaten onları zikretmekte fayda görüyorum.

                İlk hocası, tarih kitaplarında kaydedildiği üzere, MOLLA YEGAN’dır. Daha sonra, meşhur din ve fen alimi, zahiri ve batini ilimlerde mütehassıs AKŞEMSEDDİN Hazretlerinin terbiyesine verildi.Akşemseddin Efendi, Şehzadenin herşeyi ile bizzat ilgilenirdi. İdari yönden tecrübe kazanması için, Şehzade Mehmed, Manisa Sancak Beyliği’ne tayin edildi. Tahsiline çok önem verildiğinden, MOLLA AYAS gibi, devrin meşhur alimleri Şehzade’ye hususi ders verdiler.

                O senelerde hacca giden ilk Osmanlı Şeyhülislam’ı MOLLA FENARİ, Mısır’da büyük alimlerin derslerindeyetişmiş, tefsir, hadis ve fıkhda yüksek alim olan MOLLA GÜRANİ’yi beraberinde Edirne’ye getirmişti. Sultan Murad’a taktim edilen MOLLA GÜRANİ, önce Bursa medreselerinden birine müderris tayin edildi. Daha sonra da, Şehzade’yi iyi bir şekilde yetiştirmesi için Manisa’ya gönderildi.

                Şehzade Mehmed’in mizacının sertliği, MOLLA GÜRANİ’nin tatlı-sert eğitim metoduna yenildi ve Şehzade, kısa bir süre sonra dört elle ilme sarılıp, dinlenirken deteknik işlerle uğraşmaya başladı. Güzel bir eğitimden geçip matematik, hendese (geometri), tefsir, hadis, fıkıh, kelam ve tarih ilimlerinde iyi şekilde yetişti. Hatta idare edeceği memleketlerden kim gelirse gelsin, ona kendi diliyle hitab etmek için, ARAPÇA, FARSÇA, LATİNCE, YUNANCA ve SIRPÇA öğrendi.

            Öğrendiği din bilgileriyle kendi hayat tarzını, kanun ve nizamını tanzim etti. Fen ve teknik bilgilerle istikbalde yapacağı savaşları kolaylaştıracak teknikler, taktik ve stratejiler geliştirmeye çalıştı. Tarih ve coğrafya bilgilerinde kendini yetiştirip geçmiş hükümdarların başlarından geçenleri öğrenerek tecrübe kazandı. Dünya cihangirlerinin hayatlarını dikkatle inceleyerek bunların doğru ve yanlış hareketlerine hakkıyla vakıf oldu ve tecrübelerinden istifade etti.

             Bu hadiselerin muhasebesi neticesinde planlı ve sistemli hareket etme fikrinin lüzumuna inandı. Netice olarak şunu ifade edelim ki, kudretli bir asker olduğu kadar, geniş görüşlü bir fikir adamı olarak da yetişen Fatih, Fıkıh’da MOLLA HÜSREV, Tefsir’de MOLLA GÜRANİ, MOLLA YEGAN ve HIZIR ÇELEBİ, Matematik’te ALİ KUŞÇU, Kelam’da HOCAZADE ve ALİ TUSİ’den ilim öğrendi. Ayrıca ANCONAL GİRİACO’dan Batı tarihini öğrendi.

                Görüldüğü gibi, Sevgili Peygamberimiz’in yukarıda arz ettiğimiz müjdesine layık olan Fatih Sultan Mehmed Han, gerek akli, gerek nakli ilimlerde çok iyi yetişmiş, zamanın en mümtaz alimlerinden ilim, irfan, ahlak, fen, idarecilik gibi şeyleri öğrenmişti. Her Peygamberin bir mesleği vardır. Şehzade Mehmet Paşa da meslek olarak top dökümcülüğünü seçmiştir. Böylece ileride İSTANBUL’ un  fethi için ilk adımını atmıştır. 

                FATİH’ in  meslek edinme isteği,  Kur’anda geçen Hz. DAVUD(A.S.)’un kıssası etkili olmuştur. DAVUD(A.S.) devlet reisi olduğu zamanlarda, kıyafet değiştirip halkın arasında dolaşırdı. Yine bir gün kıyafet değiştirerek kendisine tanımayan birisine yaklaşır ve sorar. --- “ Davud(A.S.)‘ u  nasıl bilirsiniz ? “  ,    adam; --- “ Davud iyidir. “ der ve ekler; --- “ Fakat bir kusuru var.” --- “ Kusuru nedir ? “    adam; --- “ Devlet hazinesinden maaş alıp, ailesini geçindirir. “  der. İşte o andan sonra Allah’a yalvarır ve kendisine meslek edinmesi için dua eder. Hz. Allah da  O’ na,  demiri avucunda hamur gibi yoğurup, istediği gibi şekil verme mucizesini ihsan eder. O günden itibaren HZ. Davud ailesini demircilikten kazandığı ile geçindirir.

                İSTANBUL’u muhasara eden FATİH, fethin yollarını arıyor. Osmanlı donanmasının HALİǒe indirilmesinin gerekliliğini öteden beri biliyor ve HALİǒe girilmeden İstanbul’un alınamayacağını düşünüyordu. Bir gece vakti yine çalışma planlarıyla meşgul olan FATİH, donanmanın HALİǒe girmesi konusunu düşünürken, birden ayağa fırlamış ve aklına gelen fikirle Maltepe’de ki çadırından dışarı çıkmıştı. Zincirlerle kapalı HALİǒe denizden giremeyeceğine göre, donanmayı karadan yürütüp HALİǒe indirmek. İşte bu fikri uygulamalıydı.

                Derhal vezirleriyle toplanan Padişah, düşüncesini yanındakilere söyler. Bu fikir karşısında hayretlerini gizleyemeyen vezirler, bu fikrin uygulanmasının imkansız olduğunu dile getirdiler. Orada bulunan askeri erkan ve müfredat bunun nasıl olabileceğini düşünürken, Padişah kararlı ve sert bir ses tonuyla şöyle der; --- “ PEYGAMBER müjdesini gerçekleştirmeye geldik. Allah’ın izni ve yardımıyla imkansızı mümkün yaparız. Davranın, amele bulun, usta bulun. Dolmabahçe’den Beyoğlu sırtlarına doğru geniş bir yol açın. Yol boyunca kızaklar döşeyin. Yağ alın kızakları yağlayın. Bu işi çok gizli tutun ki, BİZANS bu durumu fark etmesin. “

                Artık karar verilmiştir. Orada bulunanlar için bu emri yerine getirmekten başka çare gözükmüyordu. Verilen emir doğrultusunda yol açılır. Kızaklar döşenmeye başlar. kızakları yağlama işlerinden sonra, gemilerin altına konulacak arabalar ve onları çekecek öküz ve mandalar hazır edilir. Bütün bu çalışmalar büyük hızlılıkla ve gizlilikle yapılmıştır. Artık FATİH ve hocaları bu fetihten emindirler. Hocalarının hayırlı dualarını alan FATİH;  --- “ Ya İstanbul’u alırız, yahut bu uğurda şehit oluruz. “   der.

                22 Nisan sabahı Osmanlının top atışlarıyla uyanan BİZANS, kelimenin tam manasıyla şaşkına dönmüştür. Hocalarıyla ve vezirleriyle bir değerlendirme toplantısı yapan FATİH, konuşmasının sonunda şöyle der; --- “ Hepiniz büyük fedakarlıklar gösterdiniz ama sizden daha fazlasını isterim. Artık bu şehri alırız. Sizden mazeret değil müjde beklerim. “ Nihayet gece yarısından sonra verilen hücum emriyle harekete geçen Osmanlı ordusunda,  “ Allah, Allah “  nidaları, topların çıkardığı gümbür, gümbür seslerini bastırıyordu. Hocaları MOLLA GÜRANİ ve AK ŞEMSETTİN, ateşin içinde askerlere telkinde bulunuyorlardı. 21 yaşındaki genç FATİH yerinde duramıyor ve KIR atının üstünde; --- “ Ya Allah, Bismillah. Askerlerim, gün gayret günüdür. Ne durursunuz?“   diyerek, ileri saflara atılıyor.

                Bunu gören askerlerin gayreti bir kat daha artıyordu. En ön saflarda çarpışan ULUBATLI HASAN, İstanbul’a giren ilk mücahit olmak istiyordu. Yaralı ve kanlar içinde olduğu bir halde surlara tırmanıp, Osmanlı’nın sancağını burçlara diker ve oracıkta şehadet şerbetini içer. Genç PADİŞAH FATİH   SULTAN   MEHMET   HAN, burçlardaki sancakları görünce, ellerini rahmeti rahmana açarak rabbine şükrediyordu; --- “ YA RABBİ, bize bu günleri gösterdiğin için sana sonsuz şükürler olsun. “ dedi. 29 Mayıs 1453 Salı sabahı Dünya yeni bir çağa ilk adımını atıyordu. Sahabeler diyarı olan İstanbul, Bizanslıların değil artık Osmanlıların himayesindedir. Sabah namazını askerleriyle AYASOFYA’da kılan FATİH’in ilk işi Ayasofya’yı ibadete açmak olmuştur.

                İkinci işi de, miladi 670 yılında Hz. Muaviye’nin komutanlığında, Medine’den İstanbul’un muhasarası için gelip harp eden, PEYGAMBERİMİZ’in sancaktarı, anne tarafından çok yakın akrabası, ayrıca Peygamber Efendimiz’in vahiy katiplerinden olan, hicrette PEYGAMBERİMİZ’i evinde 7 ay misafir eden HALİT BİN VELİT, namı diğer EYYUB EL ENSARİ HAZRETLERİ’nin  mezarını, AK ŞEMSETTİN HAZRETLERİ’nin keramet ve yardımıyla bulup, keşfetmek olmuştur. Ruhları   şadolsun…

Medyum Ali Değermenci                    ANA SAYFA BÜYÜ CİNLER NAZAR VEFKLER  ÇALIŞMALARIM İRTİBAT Medyum Ali Değermenci
Onur Çarşısı Kat:5 No:114  Kızılay ANKARA / TÜRKİYE İş: 0 ( 312 ) 424-11-80  Cep ( 0535 ) 230-87-80

mamak nakliyat - natoyolu halı yıkama - keçiören halı yıkama - mamak halı yıkama - abidinpaşa halı yıkama tuzluçayır halı yıkama ankara halı yıkama

akdere halı yıkama - beylikdüzü ikinci el eşya - ataşehir ikinci el eşya ek iş ilanları rulman

mamak halı yıkama

e"> ankara yorgan yıkama

e-mail: medyumalidegermenci@yahoo.com