Medyum Ali Değermenci                    ANA SAYFA BÜYÜ CİNLER NAZAR VEFKLER  ÇALIŞMALARIM İRTİBAT medyum ali degermenci medyum ali değermenci
SESİNİZİ   DUYURMAK   DERDİNİZİ     ANLATMAK    YAŞADIKLARINIZI    PAYLAŞMAK    SORUNLARINIZA    ÇÖZÜM    BULMAK   İSTİYORSANIZ     ÜNLÜ    MEDYUM    ALİ    DEĞERMENCİ'Yİ    ARAYIN     0312 424 11 80 .... 0535 230 87 80
  ANA SAYFA
  ÖZGEÇMİŞİM
  BÜYÜ
  VEFK NEDİR ?
  CİNLER
  NAZAR
  ŞİFALI BİTKİLER
  RÜYA
  MEDYUM NEDİR ?
  MUSKA NEDİR ?
  DİNİ BİLGİLER
  KÖŞE YAZILARIM
  BASINDAN
  ÇALIŞMALARIM
  İRTİBAT
namaz sol alt

KÖŞE YAZILARIM

HAZRETİ   MUHAMMED (s.a.v.)

                         Fahr-i kainat efendimiz doğmadan önce, bütün alem, manevi yönden müthiş bir zulmet karanlık içinde idi. İnsanlar hudutsuz derecede azgınlaşmışlar, Allah tarafından gönderilen dinler unutulmuş, ilahi hükümlerin yerini, insan kafasından çıkan fikirler ve düşünceler almıştı. Sadece insanlar değil, bütün mahlukat, zalim insanların vahşet ve zulmünden iyice bunalmıştı. Yeryüzünde bulunan bütün milletler Allahu Tealayı unutmuş, huzurun, saadet ve sevincin kaynağı olan Tevhid inancı ortadan kalkmıştı. Küfür fırtınası, kalplerden imanı söküp atmış, insanlar putlara tapar olmuşlardı. İsrailoğulları birbirlerine düşmüş, Hz. Musa'nın getirdiği din unutulmuş, Tevrat bozulmuştu. Hz. İsa’ın getirdiği hakiki din de bozularak, din ile hiç bir alakası kalmamıştı.

             Allahü Tealaya inanan ve putlardan uzak duran, Hz. İbrahim'in dinine bağlı  “ Hanifler ”  de vardı. Peygamber efendimizin babası Abdullah, dedesi Abdülmuttalib, annesi Amine ve bazı kimseler, bu din üzere idiler. Haniflerden başka bütün gruplar batıl yolda olup, büyük bir zulmet ve karanlık içinde idiler.

              Papazlar istedikleri gibi değiştirdiklerinden, İncil’in aslı kaybolmuş, Allah kelamı olmaktan çıkmıştı. Mısır’da bozulmuş Tevrat’ın hükmü, Bizans’ta yeni değiştirilmiş hıristiyanlık vardı. İran’da ateşe tapılıyor, ateşperestlerin ateşi bin senedir söndürülmüyordu. Çin’de Konfüçyüsizm, Hindistan’da Budizm gibi uydurma dinler hüküm sürüyordu. Arabistan’ın insanları da karanlık içinde idiler. Yeryüzünün merkezi olan mübarek Mekke’de küfür sel gibi akıyordu. Beytullah’ın içine, lat, uzza ve menat gibi yüzlerce put doldurulmuştu. Zulüm son haddine varmış bulunuyor, ahlaksızlık iftihar vesilesi sayılıyordu. Netice itibariyle o zamanın insanları arasında şefkat, merhamet, iyilik ve adalet gibi güzel hasletler yok olmuş gibiydi.

              Peygamber Efendimizin doğumu anında annesine yardım eden Safiyye Hatun şöyle anlatmıştır; Muhammed (S.A.V.) doğduğu sırada, her tarafı bir nur kapladı. Doğunca mübarek başını kaldırıp, açık bir dil ile;  “ La İlahe İllallah, İnni Resulullah ” yani Allah’tan başka ibadete layık bir ilah yok, Ben Allah’ın Resuluyum, dedi. O’nu yıkamak istediğimizde,  “Biz onu yıkanmış olarak gönderdik.”  denildi. Doğduğu zaman göbeği kesilmiş ve sünnet edilmiş görüldü. Doğunca secde etti. Secdede iken hafifçe bir şeyler söylüyordu. Mübarek ağzına kulağımı yaklaştırdım, “Ümmetim, ümmetim” diyordu.

         Kureyş kabilesinin reislerinden olan sevgili peygamberimizin dedesi abdulmuttalip anlatıyor.

         Muhammed’in doğduğu gece kabeyi tavaf ediyordum. Bütün putlar yere düştü en büyükleri olan hübel putu yüz üstü bir taşın üzerine düşmüştü. Bir sesin amine muhammed’i doğurdu dediğini işittim safa tepesine çıktım bir gürültü vardı sanki bütün kuşlar ve hayvanlar mekkeye toplanmışlardı 

        Gece yarısı idi kabe sanki makamı ibrahime doğru secde ediyordu Allahu ekber Allahu ekber tekbir sesleriyle beni müşriklerin pisliklerinden cahiliyet zamanının kötülüklerinden temizlediler diye sesler geliyordu.

         Sonra Aminenin evine gittim kapı kilitli idi kapıyı çalıp açın dedim. İçerden amine Muhammed doğdu dedi getir göreyim dedim hayır izin yok birisi gelip çocuğu üç güne kadar kimseye göstermeyeceksin dedi diye cevap verdi.

        Torunumu görmek istedim ve içeri zorla girmek için kılıcımı çektim bunun üzerine karşıma elinde kılıçla yüzü örtülü biri çıkıverdi ey Abdulmuttalip geri dön dedi çünkü torununu melekler ziyaret ediyor dedi titremeye başladım bu hali bu hadiseyi üç gün kimseye anlatamadım zira dilim tutulmuştu dedi. 

         Hz Peygamber dünyaya gelince. Abdulmuttalip bu müjdeye çok sevinip Mekke halkına üç gün ziyafet verdi.

   Hazreti Muhammed (S.A.V.) Miladi 571’de, Rebi’ul Evvel ayının 12. gecesi sabaha karşı Mekke’nin Haşimoğulları mahallesinde, Safa tepesi yakınında bir evde Dünya’ya geldi. O’nun doğmasıyla alem yeniden hayat buldu.

 Doğduğu gece meydana gelen hadiseler

 1-Kabe’deki lat, uzza ve menat gibi yüzlerce put yere düşmüştür.

 2-İran kısrasının MEDAYİN’deki sarayının burçları yıkıldı.

 3-Mecusilerin yani ateşe tapanların bin yıldan beri yanan ateşi aniden sönüverdi.

 4-Mukaddes sayılan SAVA gölünün suyu çekilerek kurudu.

 5-ŞAM tarafında bin yıldan beri kuru bir vadi olan ve suyu akmayan SEMAVE nehri dolup taşarak akmaya başladı.

 6-Hazreti Peygamberimizin doğduğu geceden itibaren şeytan ve cinlerin  gayb haberlerini öğrenmeleri için semaya çıkmaları yasaklanmıştır. Böylelikle kahinlere, sihirbazlara gaybi hadiselerden haber veremez oldular.

               Hazreti Muhammed (S.A.V.) peygamberlerin sonuncusudur. O’nun dini bütün dinleri yürürlükten kaldırmıştır ve O’nun dini kıyamete kadar bakidir, kimse tarafından değiştirilemeyecektir. O’nun kitabı geçmiş kitapların en iyisidir. Hz İsa  gökten inecek ve O’nun dini ile amel edecek yani O’nun ümmeti olacaktır.

            1-  Hazreti Allah’ın Dünya’ yı  yaratmadan önce nurunu ve ruhunu yarattığı bir peygamber.

           2-  Hazreti Allah’ ın  “ Ey Habibim sen olmasaydın Alemi yaratmazdım. Seni alemlere rahmet olarak gönderdik. “  diye iltifat ettiği bir peygamber.

           3- Hiçbir peygambere verilmeyen, ümmetine şefahat etme hakkının verildiği bir peygamber.

            4- Hazreti Allah, bütün peygamberlerine ismiyle hitap etmiştir. Ey Habibim , Ey Resulum diye iltifat ederek hitap ettiği bir Peygamber. HABİB-İ HÜDA, SEYYİD’ÜL-MÜRSELİN, HATEM’ÜL ENBİYA, RESUL-U SAKALEYN olan bir peygamber.

            5- Hazreti Allah bütün peygamberleri belli bir kavme, belli bir millete, belli bir ümmete göndermiştir. Bir kavme, bir millete, bir ümmete değil, bütün ümmetlere gönderilen ,  Bütün Alem-i Cihan’ ın, bütün insanların ve bütün cinlerin peygamberi olan bir peygamber.

              6- AL’İ  İMRAN Suresi   Ayet : 81  Sayfa : 61; ayetin ifadesine göre, Hazreti Allah bütün peygamberlerden ahti misak yani söz almıştır. “ Ey peygamberler ahir zamanda MUHAMMED adında bir peygamber göndereceğim. Hanginizin zamanında ve devrinde gelirse kitabınızı bırakın, O’ nun getirdiği kitaba tabii olun. Dininizi bırakın, O’ nun getirdiği dinle amel edin. “ diye buyurduğu bir peygamberdir.

Peygamber Efendimiz’e ilk vahyin gelmesinden sonra ilk iman eden Hz. Hatice validemizdir. Hiç tereddüt etmeden, islamiyeti hemen kabul edip, ilk müslüman olmakla şereflendi. Sonra, yetişkinlerden ilk müslüman olan Hz. Ebubekir'dir, çocuklardan Hz. Ali  ve Hz. Zeyd b. Haris'dir.

 Hz Peygamberimize İşkence Edenlerin Hali

             1-  As b. Vail’in   ayağına diken battı. Ne kadar ilaç yaptılarsa, derdine care bulamadılar. Nihayet ayağı deve boynu gibi olup ,  “ Muhammed’in Allah’ı beni öldürdü. ”  diye feryad ederek can verdi.  

              2-  Esved b. Muttalib’in   gözleri kör oldu. Başı ağaca çarpılarak Cebrail (A.S.) tarafından helak edildi.  

              3- Esved b. Abdi Yagus,   Bad-ı Semum denilen yerde iken, yüzü ve gövdesi simsiyah oldu. Evine gelince ailesi onu tanımadı ve kapıdan kovdular. Kahrından başını evinin kapısına vura vura öldü.  

             4-Haris b. Kays   da tuzlu balık yemişti, harereti arttıkça arttı. Ne kadar su içtiyse kanmadı, sonunda çatladı.

              5-Velid b. Muğire’nin   de baldırına demir parçası battı. Yarası iyileşmedi, çok kan kaybetti ve  “ Muhammed’in Allah’ı beni öldürdü. ”  diye feryad ederek can verdi.

              6-Ebu Cehil de, Uhud Savaşı’nda Cebrail (A.S.)’ın vurduğu üç kamçıyla öldürülmüştür. Sahabelerden Hz Huzeyfetül Yamani tarafından kafası kesilip, çarmaha dikilmiştir.

               Resulullah (S.A.V.) daima güler yüzlü,tatlı sözlü idi. Mübarek yüzünde nur parlardı. Görenler aşık olurdu. Hilmi, sabrı, güzel ahlakı, binlerce kitapta yazıldı.

  Yemen Bin Celil Hz Peygamberin de mescidde olduğu bir gün Henüz daha müslüman olmadan önce mescide gelir.  Mesciddekiler Resule teveccühen bakarlar Hz Peygamber Yemen Bin Celile hitaben ya celil buyrun buraya gelin oturun. Kapının arkasında oturmaya razı olan celil mihrabın yanına davet edilmesine sevinir. Hz Peygamber ayağa kalkar cübbesini çıkarır yere serer buyrun burada oturun der. Yemen bin celil cübbeyi bir kaç kez büker minder haline getirir bu cübbe oturulacak minder deyil başa konulacak bir taçtır deyip müslüman olmuştur.

               Hz. Allah Hz Adem'i yaratıp cennete yerleştirdi, cennette “ LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDÜN RESULULLAH “ yazılı Kelime-i Tevhid’i görünce,  “ Ya Rabbi, isminle birlikte ismini zikrettiğin Muhammed kimdir? ”.  diye sorudu.

  Hz Allah  Ya Adem ! “ Ahir zaman Peygamberi HAZRETİ MUHAMMED (S.A.V.)’dir. ” Buyurdular.

               Kalbinde şeytanın vereceği vesveseyi alacak damarı olmayan tek insan Hazreti İsa’dır. Çünkü bu damar babanın sülmünden yaratılmıştır. Hz İsa'nın yaratılışı Allah'ın ruhundan bir ruhtur Söz konusu damar ahir zaman Peygamberi Hz. Muhammed (S.A.V.)’ de de yaratıldığı için, İnşirah suresinin ifadesine göre, Allah’ın izniyle melekler Hz Resulullah’ı ameliyat edip, şeytani duygulardan temizlemişlerdir.

              Nisa Suresi,  Ayet: 80

             “O Resul’e itaat etmek, Allah’a itaat etmek demektir. “        

             Haşr Suresi,  Ayet: 7

             “O Resul ne emretmişse ona uyun. “

             Araf Suresi  Ayet:158

             “Ey Habibim de ki; Ben Allah’ın hepiniz için gönderdiği Resulüyüm.”

             Ahzab Suresi  Ayet:56

             “Allah ve melekleri Resule salevat getiriyor. Ey iman edenler siz de salevat getirin.”

             Nahl Suresi Ayet:44

             “Ey Habibim! Kuran’ı insanlara açıklayasın diye sana indirdik.”

             Enbiya Suresi  Ayet:107

             “Ey Habibim! Seni alemlere rahmet olarak gönderdik.”

              Furkan Suresi,  Ayet: 56 ve 57

             '' Ey Habibim biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik''

             '' De ki, ben sizden bir ücret değil sadece Allaha doğru bir yol tutmak isteyen kimseler olmanızı istiyorum''

  Hz Peygamberimizin parmaklarından bir orduya yetecek kadar su aktı ağaçlar kendisine selam verdi. Elinde çakıl taşları zikr etti zehirli kebap ya resullullah beni yeme çünkü ben zehirliyim dedi put ve hayvanlar onunla konuştu gelecekte gerçekleşecek olan bir çok hadisenin haberini verdi.

               BİLAL-I HABEŞİ (R.A.) Peygamberimizin vefatından sonra ayrılık acısına tahammül edemeyerek, bir daha ezan okuyamadı. Resulullah’a olan muhabbetiyle her gün yanıp tutuşuyor, gözyaşı döküyordu. Sonra da Medine’de kalmaya tahammül edemediği için, zamanın halifesi olan Hz. Ebubekir’den izin alıp Şam’a gitmeye karar verdi. Böylece Şam’a gidip yerleşti. Hz. Ömer’in hilafetine kadar orada kaldı. Hz. Ömer ordusuyla Şam’a gelince, onlara katılıp orduyla beraber Kudüs’e gitti.

               Bir gece rüyasında Resulullah Efendimizi gördü. Sevgili Peygamberimiz kendisine sitem ettiler; “Bunca ayrılık yetmedi mi, Ya Bilal? Hala Kabrimi ziyaret etmeyecek misin?” Zavallı yüreği, duracak hale geldi. Heyecan ve ter içinde uyandı. Hemen hazırlığa başladı. Şafak sökerken, ince, uzun ve garip deveciğiyle; mübarek Medine yollarına düştü. Biricik Efendisi’ne yaklaştıkça havayı kokluyor, taşları toprakları okşuyor ve gözyaşı döküyordu. Issız çölleri yara yara Medine’ye ulaştı.

               O’na rastlayanlar, selam veriyorlardı. Sonra da yanındakilere diyorlardı ki; “İşte Bilal, Bilal-ı Habeşi, işte Hazreti Peygamberin Müezzini. O’nun gibi ezan okuyan, bu Dünyaya gelmemiştir.” Fakat O, hiçbirini duymuyor, görmüyordu. Sanki çok kuvvetli bir mıknatıs, onu kendisine çekiyordu. Peygamber Efendimizin mübarek kabirlerine doğru ilerledi. Yüce makama erişirken; Kuran-ı Kerim okudu. En sonunda sevgilisinin kabrinin yanında bayılarak yıkıldı.

               Ayıldığı zaman, başucunda, sevgilisinin sevgili torunları Hasan ve Hüseyin Hazretleri; saçlarını okşuyorlardı. Sanki dünyalar onun oldu. Sarıldılar, kucaklaştılar, ağlaştılar; “Yavrularım! Ne kadar da Dedeniz Hz. Resulullah gibi kokuyorsunuz!” dedi.

               Hz. Hasan sordu; “Dedemiz seni de çok severdi. Acaba O’nun hatırı için, bir şey istesek yapar mısın?” Hz. Bilal çok şaşırdı; ”Bu ne biçim söz? Bu kölenizden ne emredersiniz, yerine getiririm!”. “Senden, bir defa da olsa ezan dinlemek istiyoruz. Ricamız sadece buydu.” dedi.

               Ertesi sabah Bilal-ı Habeşi, son ezanını Mescid-i Nebevi’de okudu. Yanık ve hasret dolu sesiyle; “Allahü Ekber! Allahü Ekber!” dediği zaman; bütün Medine halkı ayağa kalktı. “Eşhedü en la ilahe illallah! Eşhedü enne Muhammeden Resulullah” deyince kadın-erkek, genç-ihtiyar, çoluk-çocuk, hatta yataklarındaki hastalar bile, sokaklara döküldüler. Mescid-i Nebevi’ye koştular. Halk o kadar coştu ki, Peygamber Efendimiz yaşıyor sandılar. O günden beri dünyada, bir daha böyle bir ezan okunmadı. Bilal-ı Habeşi Hazretleri de başka ezan okumadı. 641 senesinde Şam’da vefat ettiler.

Medyum Ali Değermenci                    ANA SAYFA BÜYÜ CİNLER NAZAR VEFKLER  ÇALIŞMALARIM İRTİBAT Medyum Ali Değermenci
Onur Çarşısı Kat:5 No:114  Kızılay ANKARA / TÜRKİYE İş: 0 ( 312 ) 424-11-80  Cep ( 0535 ) 230-87-80

mamak nakliyat - natoyolu halı yıkama - keçiören halı yıkama - mamak halı yıkama - abidinpaşa halı yıkama tuzluçayır halı yıkama ankara halı yıkama

akdere halı yıkama - beylikdüzü ikinci el eşya - ataşehir ikinci el eşya ek iş ilanları rulman

mamak halı yıkama

e"> ankara yorgan yıkama

e-mail: medyumalidegermenci@yahoo.com